Kötü Karar – Hayatın içinden Kısa Hikayeler-4

Son güncelleme : Ekim 15, 2017


Kötü Karar

Hayatın içinden Kısa Hikayeler-4


Gece çöktüğünde elinizi başınızın altına koyup, gerçekleştiremediğiniz arzularınızın hayallerini kurduğunuz olmuştur. Kendinizin çok güçlü ve yenilmez olduğunu  hayal etmişsinizdir. Esasında bu duygular hepimizde vardır. Hayal etmek ve yapmak o kadar farklı ki yataktan kalkınca insan ister istemez bütün bu hayallerin sadece beynimizin bize oynadığı bir oyun olduğunu bile bile biraz hüsran duyarız.
Kurulan bu hayaller zaman zaman insanı eskilere sürükler, yaptıklarımızla yada yapamadıklarımızla bizde pişmanlık duygusu yaratır.  Ama ne yazık ki insanın hayatı aldığı kararların bir toplamıdır. Yanlış alınmış kararlar hayatın akışını çok zorlaştırabilir. Doğru alınmış kararlar ise, sizi mutluluğa biraz daha yaklaştırabilir. Ne var ki hangi insan hayatı boyunca hep  doğru kararlar verebilmiştir?
Seneler önce duygularımın etkisiyle aldığım bir yanlış kararın acısını, uzunca bir süre çekeceğimi hiç düşünemezdim. İnsan gençken çok atak, cesur ve lüzumsuz derecede kibirli oluyor. Sahip olduklarının kıymetini tam bilmediği gibi, önüne çıkan fırsatları “Nasılsa daha çok fırsat çıkar…” düşüncesiyle, gerektiği gibi değerlendiremiyor.
Bir yaz akşamı kaldığım talebe yurdundan çıkmış, yürüyerek üç yüz metre ilerideki otobüs durağına doğru gidiyordum. Yanımdan geçen bir Volkswagen arabanın genç ve güzel bir kız tarafından kullanıldığını gördüm. Kızın görünüşü beni cezbetmişti. Sanki tanıdık biriymiş gibi el salladım. Hiçbir beklentim yoktu. Duracağını da hiç ümit etmemiştim,  yaptığım hareket sadece ufak bir espriden ibaretti. Ama gel gör ki kız arabayı durdurdu ve şehre gittiğini, istersem beni de şehir merkezine kadar götürebileceğini ifade etti. Hemen arabaya atladım.
Bir sohbet başlatabilmek için yırtınıyordum. Ama cidden aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Ve öylece durup onu seyrediyordum. Hafifçe tebessüm edip, sohbeti o başlattı. O soruyor, ben cevaplıyordum. Her cevaptan sonra benden bir konu açmamı beklediğini hissediyordum. Ama bir kere kitlenmiştim.
Şehre vardığımızda, nerede inmek istediğimi sordu. Merkezde bir yerde inmem gerektiğini söyledim. Merkeze varmaya birkaç dakika kalmıştı. Benim bu kızla tanışmam ve bu tanışıklığın arkasını getirmem tek isteğim gibi geliyordu bana. Ama bir türlü ağzımı açıp herhangi bir şey diyemiyordum. Bütün cesaretimi toplayıp söze başlamak için “Siz…” derken bir polis düdüğü arabanın devam etmesini işaret ediyordu. Artık merkeze gelmiştik. Kapıyı açtım ve hızla arabadan indim. Polis hala düdüğünü öttürüyordu. İnerken göz göze geldik. O an onun da benim kadar tanışmamızı arzuladığını hissettim. Artık arabadan inmiştim. “Görüşürüz.” diyerek, kaldırımın kenarında durup, Volkswagen’in yoğun trafikte uzaklaşmasını seyrettim. Hatta biran için, dikiz aynasında göz göze geldiğimizi sandım. Araba uzaklaştı ve gözden kayboldu.
Kendi kendime nasıl olsa bizim yurdun yakınında oturuyor olabilir, yine karşılaşırız diye düşündüm. Günlerce o yollarda ve bizim yurdun otobüs durağında onu görebilmek ümidiyle dolandım durdum. Bir ay kadar aramadan sonra pes ettim. Bu aramanın hiçbir yere varmayacağını artık anlamıştım.
Derler ya “Kaçan balık büyük olur”, ben de her geçen gün bu ismini bilmediğim kızı düşünür oldum. Halbuki insan görüşmeyince unutur sanıyor, ne gezer! Ona olan bu romantik tutkum daha da arttı. İde fiks haline  geldi. Neredeyse gazeteye ilan vereceğim. Ama elimde ne ismi,  ne resmi ne de arabasının plakası var. Tek bildiğim derin, yeşil gözlere sahip olduğuydu.  Kara sevda dedikleri bu olsa gerek.
O sömestr derslerde pek başarılı olamadım. Üniversiteyi boşlamaya başlamıştım. Artık okul ikinci plandaydı. Varsa yoksa o kız.  Sanki hiç var olmamış bir hayalin peşine düşmüştüm.
Kırık Kalpler
Hiçbir ümidimin kalmadığını anladığımda seneler geçmiş, Üniversite eğitimim yarım kalmış, ben ise iş hayatına atılmıştım. Evlenmeyi hiç düşünmemiştim. “Bekarlık  sultanlıktır.” diyerek gündelik yaşıyordum. Yakın bir arkadaşım bir akşam, beni bir bara davet etti. Memnuniyetle kabul etmiştim. Gece buluşup, namlı bir gece kulübüne gittik. Oldukça pahalı ama bardaki dansçı kızlar da bir o kadar çekiciydi.  Dans edilen sahneye çok yakın oturmuştuk. Sahnede dans edip striptiz yapan kız çok güzeldi.
Dans eden bu güzel kızı seyrederken yüzü bana tanıdık gelmeye başladı.  Kızı dikkatle izlemeye başladım.  Hiç yabancı gelmiyordu. Biran göz göze geldik. İşte o zaman kafamda şimşek çaktı. Senelerdir aradığım güzel, sahnede karşımda dans ediyordu. Çok heyecanlanmıştım. Garsonu çağırdık ve bayanı masamıza davet ettik. Dans gösterisinin bitiminden sonra masamıza geldi. Beni tanıyıp tanımayacağını çok merak ediyordum. Havadan sudan sohbet ettik. Ben dayanamadım ve yaşamış olduğumuz o olayı anlatıp, beni hatırlayıp hatırlamadığını sordum. Yüzüme tuhaf tuhaf baktı ve “O yörede bulundum ama böyle bir karşılaşmayı hatırlamıyorum.” dedi. Şaşkındım, hayallerim yıkılmıştı. Ben bütün aptalca saflığımla ona olan duygularımın aynen karşılık bulacağını sanmıştım. İçkisini bitirdi, teşekkür edip ayrıldı.  
Senelerdir ilk defa huzur duyduğumu söylemeliyim.  Yıllar boyu o arabalar, kaybedilen bir tahsil hayatı, kurduğum hayaller. Hiç ama hiçbir şey buna değmemişti.  O akşam ellerimi başımın altına koyup, sırtüstü yatıp tavana gözlerimi dikip, bir hiç uğruna kaybedilmiş yıllarımı düşündüm.  Ertesi sabah silkinerek kalktım.  Ve ilk işim ara verdiğim üniversite tahsilime yeniden başlama planları oldu. Sanki onca  yıllık bir hiçlikten sonra hayat yeniden başlıyordu.
Dediğim gibi alınan her kararın bir bedeli olur. İnsan karar verirken “Ben şu kararı veriyorum.” diye düşünmez, yapar geçer.  Şimdi mutlu bir evliliğim, ikinci tahsilim sırasında tanıştığım güzel bir eşim ve çok şirin bir kızım var.    Her şeyi yeniden yaşamak mümkün olsaydı, farklı kararlar verebilir miydim diye düşünürüm zaman zaman. Galiba acı da olsa, o yaşadıklarımın  çok da güzel, heyecanlı taraflarının olduğunu kabul etmem gerekir.
İşin özü hiçbir pişmanlığımın olmadığını fark etmiştim. Keşke dememiştim hiç. Günahıyla sevabıyla her yaşadığım günün iyi ve kötü taraflarını zevkle anıyorum. Aradığım o kızı bulabilseydim zannederim bugünkü mutluluğumu hiç yaşayamamış olacaktım.


Mart 2014
A. Latif Kuru



Bir cevap yazın