Dikdörtgen Prizmanın Hesabı – Hayatın içinden Kısa Hikayeler-11

Son güncelleme : Ocak 2, 2018


Dikdörtgen Prizmanın Hesabı

Hayatın içinden Kısa Hikayeler-11


Libya’ daki düzen bizim alışageldiğimiz tarzda işlemez. Denetleme mekanizması olmayacak şeyi kontrol eder, kontrol etmesi muhakkak gerekli  olan noktaları atlar. Bununla ilgili birkaç anımı anlatacağım.
(Bizim TRABLUSGARP dediğimiz) Tripoli’de çalışmakta olan, bir fabrikaya acilen  100 m3‘lük bir beton fosseptik tankı  yapılacaktı. Libya’da inşaat alanı sıkıntısı olduğunu zaten hiç görmedim. Bu depoda fabrikanın geniş yerleşim sahasına bir şekilde yerleştirilecekti.
Libya da inşaat Dikdörtgen Prizmanın Hesabı
Libya’da fosseptikler açık ve taban toprağa oturtulmuş (tabanda herhangi bir beton veya kaplama olmaksızın) olarak inşa edilir. Güneş çok güçlü olduğundan bu fosseptiğe pompalanan atıklar ince bir tabaka halinde yayılır. Bu tabakanın içindeki sıvılar güneşin etkisiyle buharlaşır, kısmen de alt tabaka kum olduğundan emilir. Bu fosseptik artıkları muhteviyatından dolayı gübre görevi görür. Birkaç yıllık bir fosseptik uzaktan bakılınca bir vahaya benzer. Fosseptik yemyeşil otluk, kamışlık ve ağaçlık hale gelir.
Fabrika müdürüyle konuyu görüşmek üzere fabrikaya gittik. Müdürün hazır bir planı yoktu. Planları da biz hazırlayacaktık. Biz havuzun (fosseptik) boyutlarını fabrika yönetimiyle birlikte tespit etmek istedik. Müdürün çok tuhafına gitti. “100 metre küp dedik ya!” dedi. Anlatmaya çalıştık : Eğer dar uzun bir fosseptik yaparsak daha pahalı olduğunu çünkü ince uzun bir dikdörtgenin kalıp, beton, demir kare formuna göre daha fazla bedel tutacağını ifade ettik. Sözümüze inanmadı.
Derinlik aynı kalmak kaydıyla 100 metre küp için 2 geometrik şeklinde maliyetinin aynı olacağını söyledi. Oturduk ve hesapları kağıt üzerinde yapıp gösterdik. Baktı ve hesabı yeniden yapmak istedi. Hesap makinesini uzattım, hemen reddetti. Kendi hesap makinasından başka  makineye güvenmeyeceğini söyledi. Hesabı yaptı ve şaşkınlık içerisinde yüzümüze bakıyordu. Anlaşılan kendi yaptığı hesaba da tam inanmıyordu. “Git 100 metre küplük fosseptik yap, nasıl uygun bulursan öyle yap.” dedi. Biz de kareye yakın şekilde  bir fosseptik yapıp teslim ettik.
Bir  küp ve dikdörtgen prizma konusunda bu kadar şüpheci davrananlar, başka bir konuda olabildiğince rahat tutum içinde oluyorlardı.
Kayalık bir zeminde şehrin kıyısında birkaç adet, çok katlı konut bloğu inşa ediyorduk. Hafriyatlar sırasında toprakta büyük mağaramsı boşluklar çıkıyordu. Bu boşlukların üzerine bina yapılması mümkün değildi. Yerleşim projeleri bitmiş, tasdikli olduğundan, sosyal yapıların yerleri belirlenmiş olduğundan ve yolların, parkların vs. gibi müşterek alanların yerleri sabit olduğundan projede değişiklik yapmanın çok zor olacağını biliyorlardı.
Boşlukların betonla doldurulmasına karar verdiler. Ancak boşluğun betonla doldurulması durumunda nasıl ölçüleceği konusunda ciddi bir sorun vardı. Oturduk kontrol mühendisiyle beraber bir çözüm yolu aradık ve her boşluğun bir küre kabul edilebileceği kanaatine vardık. Bilindiği gibi küre hesabı için bir tek kürenin çapı yeterlidir. Betonla doldurma işleminin nasıl yapılacağına dair bir mutabakat sağlandı.
Her boşluk çıktığında kontrol mühendisiyle bir çap tutanağı yapıyor ve o boşluğa bir numara veriyorduk. İlk hak ediş hazırlanmasını bizden bir teknik eleman yaptı. Kesin hesap elemanı olan bu arkadaş kürenin hacmini hesaplarken V=3/4 π ryerine V= 4/3 π r3  hesaplamıştı. Biz yapılan bu hatanın farkına vardığımızda 4. Hak ediş aynı tarzda hesaplanmış ve tahsil edilmişti. Yaklaşık 10-12 beton kürenin bedeli bu şekilde alınmıştı. Kontrol mühendisi de bu hatayı görememiş ve işlemler bu şekilde devam etmişti.
Geriye dönük düzeltme yapmak artık çok pahalıya patlayacaktı. Hak ediş hesapları iş sonuna kadar böyle devam etti. Artık geri dönüşü olmayan bu yola girince ve her yeni boşluk bulunduğunda İstanbul’daki şirket merkezinde şampanyalar patlatılmaya başlanmıştı. Her boşluk neredeyse 100.000 $ civarında fark yaratmaktaydı. İş o hale geldi ki şirketin merkezini her arayışımızda bizden yeni bir boşluk bulup bulamadığımızı sormaya başlamışlardı.
Şimdi gerisin geriye baktığımda böyle bir hatanın nasıl yapıldığını bilemiyorum hatta bilgim dışında acaba 1.hakediş özellikle böyle mi hazırlandı diye kendi kendime soruyorum.
Konu kontrol mühendisiyle ilgiliyken bir temel dolgusu olayı aklıma geldi. 570 haneli bir yerleşim birimi yapılacaktı. Evler hep tek katlı 150 m2lik binalardan oluşuyordu.
Şirkette işe yeni başlamıştım. Şirket müdürü ile bu şantiyeyi ziyarete gittim. Şantiyeye vardığımızda çok ilginç bir manzara ile karşılaştım.  Tüm binaların temelleri mevcut çölün üzerine atılmış ve 2 mt kolonlarla bir kolon ormanı oluşturulmuştu.  Hiç kazı yapılmamış, bu 2m’lik taban kısmı dolguyla tamamlanıyordu. İşin gerekçesini şantiye şefine sorduğumda hikayenin esasını öğrendim. Bu 2 mt’lik temeller  binlerce metreküp kumla doldurulacak  ve su basmanı da çölden 2m yükseğe kalkmış olacaktı. Ama işin esası 4-5 km ileride yamaçta yine şirket tarafından inşa edilmekte olan çok katlı binaların kazısından çıkan kum buraya doldurularak kullanılmış olacaktı. Yani hem hafriyat, hem de dolgu parası alınacak, her iki işlem için de ayrı ayrı nakliyat ücreti alınacaktı.
Kontrol mühendislerinin verdikleri kararlar daha çok etki ettiğimiz nedene dayanıyordu. İşin finans tarafına sanki hiç bakmıyorlardı.  Her iki şantiyenin de kontrolü farklı, idaresi farklı olduğundan birbirlerinden haberdar olmadan, birinden kazıdan çıkan  kumu diğerinde kullanabiliyorduk.
Yine bir kontrol mühendisi tutumunu hatırlattı bu olay bana. Projesi oradaki bir Libyalı mühendis tarafından yapılmış fabrika binası yapılacaktı. Bina hangar şeklindeydi. Hangarın açıklığı 20 mt idi. Ve binanın muhakkak betonarme olması isteniyordu.
Bize teslim edilen projelerin statik hesaplarını tekrar hesaplama ihtiyacı hissettik. Kirişlere konan demirlerin yeterli olmadığı kanaati bizde oluşmuştu. Ve gördük ki bu kirişler bu donatı ile kesinlikle ayakta duramazdı. Konuyu uygun bir lisanla kontrol mühendisine anlattık. Kontrol mühendisi çok genç yeni bir mezundu, yanlışını bir türlü kabul etmiyordu. Biz konuyu izah eden bir dilekçeyle kontrol mühendisine yazılı olarak başvurduk ve bu taşıyıcı donatıda bir sorun olmadığına dair imzalı bir belge vermesini istedik. Kontrol mühendisi kalemi eline aldı ve el yazısıyla her türlü sorumluluğu aldığını bir kağıda yazdı, damgaladı ve bize verdi.
Yanlışlığı yazılı olarak bildirmiş olmamıza rağmen kontrol mühendisinin projeye sahip çıkması bize bir tek seçenek bırakmıştı. İnşa edeceğimiz binanın yıkılmasını göze alamayacağımızdan, donatıları yaptığımız hesabın gereği olarak uygun miktar ve çaplarda yerleştirdik. Beton kalitesini yükselttik. Ve bütün bunları kendi cebimizden karşılayarak işi bitirdik.
Dökülen betonların kalıpları söküldüğünde kontrol mühendisi sırıtarak yanımıza geldi ve “Gördünüz mü, demek ki hesaplar yanlış değilmiş.” dedi. Tabii yapılan değişikliklerden bihaberdi.


Şubat 2014
A. Latif Kuru



Bir cevap yazın